
ortadoğu birkaç aydır oldukça hareketli. tunus’ta başlayan ayaklanmaları mısır ve libya takip etti. bu zincirleme reaksiyon beklenmeyen birşey değildi. öyle ki, aralık ayında tunus’ta ayaklanmalar başladığında, isyanın başarılı olması durumunda, bugün geleceğimiz nokta birçokları tarafından ifade ediliyordu. seda altuğ ve yüksel taşkın’ın, birikim dergisi’nin şubat sayısında yer alan ortak yazılarında tunus’taki ayaklanmalar ile ilgili şu ifade yer alıyordu: “… artık ‘yenilmezlik’ ‘alt edilemezlik’ imgesi geriye döndürülemez biçimde parçalanmıştı. aynı şeyin kaddafi’nin, kral abdullah’ın veya mübarek’in başına gelmeyeceğini, kim neye dayanarak iddia edebilir? ” kral abdullah’ın başına böyle birşeyin gelme ihtimali bana göre düşük olsa da, diğer isimler benzer bir kaderi yaşıyor bugünlerde. tunus ve mısır’da halk hareketi, en azından şu anki duruma göre, başarıya ulaştı. ciddi kayıplar ya da kaos ortamı yaşanmadan diktatörler ülkeden kovuldu. demokratik süreçle ilgili olumlu adımlar atılıyor.
libya, tunus ve mısır’a benzer mi?
fakat libya’da durumlar biraz daha farklı. buradaki hareket tunus ve mısır’dan farklı olarak halk odaklı değil. tahrir meydanında toplanan göstericiler hiçbir zaman şiddete başvurmadı, hiçbir bayrağın (dini, siyasi, ideolojik) altına girmedi (müslümanların ve hristiyanların bir arada olması önemliydi). hiçbir muhalif grup bu dönemde ön plana çıkmadı –ki müslüman kardeşler hareketi gibi muhalif gruplar için bu bulunmaz bir fırsattı. devrim sonrasına dair pazarlıklar yapılmadı. hal böyle olunca, yani halk hareketi gerçekten halk hareketi olunca başarı geldi.
libya’da ise ilk günden beri muhalif güçler dediğimiz gruplar var ve bunlar silahlı güçler. bölgeyi çok iyi bilmesem de haberlerden takip ettiğim kadarıyla libya içerisinde çete yapılanmasında birçok güç grubu bulunuyor. libya’dan dönen türk işçilerin aktardığı bilgilere bakılırsa, oradaki türk inşaat yatırımlarını bölgelere göre sahiplenen ve gerektiğinde de bu yapıyı koruyan silahlı adamlar mevcut. hal böyle olunca insan ister istemez, libya’daki isyanın bir diktatörlüğü sona erdirmekten çok, pastayı paylaşma mücadelesi olduğu süphesine kapılıyor.
ırak örneği unutulmadı
bu libya’nın içindeki harekete bir bakış, bunun bir de batı’ya bakan yüzü var. fransa başta olmak üzere birçok batılı güç, bugün libya’ya demokrasi(!) ve özgürlük(!) ulaştıma telaşında. bunun için gerekirse(!) muhalif güçleri silahlandırma ihtimali konuşuluyordu. bugünse libya, bm kararı ile doğrudan batılı güçler tarafından bombalanıyor. ırak örneğinden hareketle, sonucu tahmin etmek güç değil: özgürleşen(!) libya halkı (can bedenden ayrılınca ister istemez bir özgürlük hissi doğuyor) ve özgürleşen(!) afrika petrolleri.

kaddafi hep hedefte!
star gazetesi bugün güzel bir manşet atmış. gazete 25 yıl evvelki time dergisine atıfta bulunarak, kaddafi’nin o dönemde de hedefteki adam olduğunu hatırlatmış. kaddafi 1969’da yönetimi ele geçirdiğinden beri birçok günah işlemiştir şüphesiz ama batı dünyası bu günahlardan ziyade, kendi çıkarına dokunan noktalarla ilgileniyor. kaddafi’nin başa geçtikten sonra ülkedeki amerikan üslerini kapatıp, ülkeyi sömürgeden kurtararak, libya’yı özgür bir ülke haline getirdiğini unutmamak lazım. şu anda libya, dünyada petrol üreten en zengin 10 ülke arasında. ülkeler için yaşam uzunluğu, okur-yazarlık oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultusunda bir fikir veren insani gelişme endeksine (human development index) göre de afrika’nın bir numaralı ülkesi konumunda (türkiye ile aynı seviyede).
fakat problem şu ki, kaddafi ülkenin petrol gelirine batı’yı ortak etmiyor, diğer arap ülkelerinin aksine amerikan buyruğundan bağımsız hareket ediyor. işte sırf bu sebep bile batı’nın bugünkü müdahale isteğinden pis kokuların duyulması için yeterli. dolayısıyla batılı güçlerin insani amaç güden akıllı bombaları, dün ırak’ta olduğu gibi bugün de batı’nın çıkarları için ateşleniyor.
not1: arap devrimine bakışla ilgili guardian’daki şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. türkçesini radikal yayınladı.
not2: taraf gibi bir gazetenin, libya’ya yönelik müdahaleyi, “kaddafi zorbası bombalanıyor” manşetiyle vermesini kınıyorum. ırak’ta bombalanan saddam olmadığı gibi, libya’da bombalanan da kaddafi olmayacak.
son olarak libya’ya yönelik harekete dair birkaç fotoğraf
bir muhalif, tahrir meydanındakilere benzemese de

özgürleşen libya ve bir libyalı

özgürlük meşalesi

barış çubuğu

Read More